UNESCO Genel Direktörü: Hiçbir toplum kültürü olmadan güzelleşemez

0

UNESCO umumi Direktörü ırina Bokova, UNESCO’nun 70. yılı kutlama etkinlikleri kapsamında
Türkiye’ye yaptığı ziyaretinde istanbul’daydı. Kadir Has üniversitesi ile UNESCO
arasında Dünya Miras Alanlarının Yönetimi ve Tanıtımı: Yeni Medya ve Toplumsal Katılım
konulu “UNESCO Kürsüsü”nün kurulmasına ilişkin protokol imzalandı.
UNESCO Kürsüleri Programları’nda Dünya Mirası ile Türkiye’de ilk dünyada dördüncü olan
bu kürsü, türkiye ve bölge coğrafyasında bölgesel olarak kültürel mirasın korumasına
hizmet edecek bir merkez olma hedefiyle çalışacak. Kadir Has üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. Mustafa Aydın, Türkiye’nin varlıklı kültürel, arkeolojik değerleri arasından Dünya
Mirası Listesi’ne girmek için aday olan varlıkların sayısının 52 olduğunu söyleyerek,
Kadir Has üniversitesi UNESCO Kürsüsü için birer çalışma piyasası olacağını belirtti.
“Kürsümüz, sürdürülebilirlik ve toplumsal kapsayıcılık adına uluslararası bilimsel
işbirliği sağlamak için çalışmalara evsahipliği yapacak” dedi.
MiRASı KORUMA KARARLıLığı
“Herkes için Daha iyi Bir istikbal Adına Geçmişi Korumak” başlıklı konuşma yapan Bokova,
Kadir Has üniversitesi’nde kurulan UNESCO Kürsüsü’nü, “Türkiye’nin kendi mirasını koruma
konusundaki kararlılığının yansıması” olarak gördüğünü belirtti.
Türkiye’nin ırak ve Suriye’deki şiddet sonucunda 1.6 milyon mülteciye destek verdiğini
hatırlatarak, bu zamanların büyük değişim zamanları olduğunu söyledi. “Toplumlar ve
şehirler her zamankinden daha farklı olmaktadır, fakat hoşgörüsüzlük artıyor. Bu yeni
ortamda önemli şekilde gördüğümüz başlıca devinim; insanlığın, kültürel mirası ve haklar
etrafında bir araya gelmesi, müşterek değerleri yetiştirmek için ortak planlar etrafında
insanları bir araya getirmesidir” dedi. Bokova, kültürel mirasın herkes için daha iyi
bir gelecek oluşturmak ve insanlık bağlarını güçlendirmek adına bir kuvvet olduğunu
bilhassa vurguladı: “Daha çok fazla şey yapmalıyız. mahalli aktörlerin katılımlarıyla, dünya
kültürel miras alanları etrafında ‘koruma kültür bölgeleri’ yaratmak gerektiğine
inanıyorum. hiç bir cemiyet kültürü olmaksızın güzelleşemez.”

 

MEB’in “Haydi kızlar okula” sloganı lafta kaldı dimi?

0

Eğitim Sen ‘Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu’nu yayımladı. Eğitim Sen sebebi ile hazırlanmakta olan
“Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu / 2014” başlığıyla hazırlanmakta olan rapora göre, Türkiye’de
eğitim dalında var olan cinsiyet eşitsizliğinin en önemli ayrıcalığı; bölgeler ve
kademeler arasındaki eşitsizlik.
Kız çocuklarının en az okullaştığı, devamsızlık ve okul terklerinin azami bulunduğu
bölgeler tıpkı sürede ekonomik olarak en alt seviyede bulunan yerler. Raporda, Kürt
nüfusunun çok şekilde yaşadığı bölgelerde, anadilinde eğitimin olmaması sonucunda
bilhassa kız çocuklarının okulla bağlantılarının da kesintiye uğradığına dikkat
çekiliyor.
idadi düzeyindeki okullaşma, devam ve tamamlama oranlarının, bir ülkedeki kız
çocuklarının eğitime katılımlarını işaret eden önemli bir veri olduğu vurgulanan raporda,
“ilkokul ve rüştiye düzeyinde iyileşen durum, kademeli eğitim sonucunda her sene onlarca
kız çocuğunun eğitimlerini yarım bırakmasına sebep olmaktadır” deniliyor.

KARMA EğiTiM TARTışMASı

Raporda, “karma eğitim tartışması” hakkında de şu bilgiler mevcut: Geçen sene fiili
şekilde çok sayıda okulda uygulamaya konulmak istenen tek cinsiyetli alanlar; bu yıl
ağırlıklı şekilde teorik tartışmalara neden oldu. Yıllardır karma eğitimi kaldırmak için
şövalyelik yapan AKP ve onun yandaş sendikası, 2014’te başta 19. ulusal Eğitim şûrası
olmak üzere her alanda karma eğitimi tartışmaya açtı.
Karma eğitim tartışmaları bizim için yeni bir cemiyet inşasının merkezinde durmaktadır.
Sıralardan başlayarak ayrılmak istenen toplumsal alanlarımız; mevcut hiyerarşik
yapılanmanın sürdürülmesi isteğinden öteki bir şey şekilde ele alınamaz. kadınların
ekonomik, politik, sosyal ve toplumsal olarak ikincil konumlarının eğitim sahasında da
perçinlenmesi girişimi ‘kız okulları’ ve ‘erkek okulları’ söylemini yaygınlaştırmaya
çalışmaktadır. Bu tablonun değiştirilmesinde en büyük sorumluluk bu alanda bulunan
kadınlara düşmektedir.”

RAPORDA YER piyasa VERiLER

*Kız çocuklarının yüzde 93’ü, erkek çocukların ise yüzde 95’i ilkokula gidiyor.
*Erkeklerin üniversiteye gitme oranları kadınlarınkine göre yüzde 11 daha fazla.
*kadınların yüzde 92’si, erkeklerin ise yüzde 98’i okuma yazma biliyor.
*internet kullananların sadece yüzde 35’i kadınlardan oluşuyor.
*üniversitelerde araştırma faaliyetlerine katılanların üçte ikisi erkek.
*Her dört kadından birisi yarı zamanlı çalışıyor. Erkeklerin ise yalnızca yüzde 6’sı bu
şekilde istihdam ediliyor.

 

Beyşehir’de Ağaç Kesimi ve Boylama Operatörlüğü Kursu Açıldı

0

Beyşehir ilçesinde, Orman işletme Müdürlüğü tarafından ağaç kesimi boylama operatörlüğü kursu açıldı.

kamu Eğitimi Merkezi\`ndeki kursun açılışına Beyşehir Kaymakamı Muzaffer Başıbüyük, Beyşehir Orman işletme Müdürü şambaz Arık, Konya Orman işletme Müdürlüğü işletme ve Pazarlama şube Müdürü Arif Yavuz ve kursiyerler katıldı.

Arık, açılışta yaptığı konuşmada, 56 saatlik bir eğitimin ardından kursiyerlerin sınava girerek sertifika alacaklarını söyledi. milli Eğitim Bakanlığı yaşam Boyu öğrenme umumi Müdürlüğü ve Orman umumi Müdürlüğü\`nün protokolü çerçevesinde bu tür kursların açıldığını ifade eden Arık, şunları kaydetti:

\”Kursumuz bugün başlıyor ve yaklaşık bir hafta sürecek. Teorik bilgilerin yanı dizi arazide bir gün uygulamalı eğitim verilecek. Bir hafta boyunca eğitimcilerimiz size burada iş sağlığı ve güvenliği konularında lüzumlu eğitimleri verecekler. Cumartesi günü de bir imtihan yapılacak ve sertifikalar verilecek.\”

Kursa, 112 insanın başvurduğu belirtildi.

 

İmam Hatip Okulları 16’ya Öğrenci Sayısı 8 Bin 541’e Ulaştı

0

ingilizce Eğitiminde Dünyayı şaşırtacak gelişme!
memleketimiz\`de 2014 yılında, Büyükşehirler ölçeğinde YiKOB şekilde okul ihalelerini tamamlayıp bitiren birkaç ilden birisi şükürler olsun Erzurum oldu.

şAH FıRAT OPERASYONU haberleri
imam Hatip Okulları meselesinde yoğun mesai harcayan Ak Parti Erzurum mebus ve iktisat işleri Başkan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu, \”imam Hatip Lisesi sayısı altı\`dan 21\`e çıkarıldı. imam Hatip Lisesine giden öğrenci sayısı üç bin 271\`den 8 bin 541\`e yükseltildi\” dedi.

Hem mektep, hem ülke hem de talebe sayısı arttı

Göreve geldiği 2011 yılından itibaren Erzurum\`da imam Hatip okullarıyla yakinen ilgilenen Ak Parti Erzurum mebus ve ekonomi işleri Başkan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu, mektep, sınıf, ülke ve öğrenci sayısının artırılmasında önemli emek harcadı. Daha öncesinde imam Hatip Lisesi altı iken, ERZiMDER, imam Hatip Okullarına yönelik çalışmalar oluşturan STK\`lar ve imam Hatip Platformu ile yürütülen ortak çalışmayla sayı 21\`e yükseldi. Bu sayının gene de ihtiyaca cevap vermediğini ifade eden Dr. Yavilioğlu, bu yönde çalışmaların sürdüğünü söyledi.

ulusal Eğitim Müsteşarı Yusuf Tekin\`in de destekleriyle birçok imam Hatip Okulunun ve yurtların 2014 milli Eğitim Bakanlığı yatırım programına alındığını ifade eden Dr. Yavilioğlu, şunları söyledi:

\”2014 yılında ulusal Eğitim Bakanlığı kazanç programına ilimizin Yakutiye, şenkaya, Hınıs, Karayazı, çat, ispir bunun gibi ilçelerimize pansiyonlarıyla birlikte yapılmak üzere 6 imam Hatip Lisesi yapımı kararını çıkarttık. Bu okulların pansiyonlarıyla beraber ihaleye çıkış bedelleri ise yaklaşık 60 Milyon TL\`dir. milli Eğitim Bakanlığı tarafından Erzurum ili yatırım programına alınan bütün okulların ihalelerini, Erzurum Valiliği YiKOB marifeti ile hamdolsun bitirdik. ülkemiz\`de 2014 yılında, Büyükşehirler ölçeğinde YiKOB şekilde mektep ihalelerini tamamlayıp bitiren birkaç ilden birisi olduk şükürler olsun. Bu konu hakkında ciddi emek harcayan vilayet ulusal Eğitim Müdürlüğü ve Valiliğin tüm personellerine çok fazla teşekkür ediyorum.\”

\”Yaptıklarımızla kısıtlı kalmadık\”

28 şubat\`ta kapatılan imam Hatipler\`in ortaokul bölümünün önündeki engellerin kaldırıldığına dikkat çeken AK Parti Erzurum milletvekili Dr. Cengiz Yavilioğlu, Erzurum\`un her devre imam Hatip okullarına sahip çıktığını anlatım etti.

Her çeşitli teknik ve donanıma sahip okulları inşa ettiklerini ve edeceklerini dile getiren Dr. Yavilioğlu, \”Bizim yaptığımız çalışmalar yalnızca imam Hatip Liseleri ile sınırlı kalmadı. imam Hatip Orta Okulları ile ilgili de çok aşırı ciddi çalışmalar yaptık elbette. 28 şubatta en büyük operasyon imam Hatipler\`in rüştiye bölümlerine yapıldı. imam Hatip Okulların açılmaması yönündeki engeller; halkımızın beklediği ve özlediği, hükümetimizin çıkardığı eğitimde 4 4 4 modeli ile kaldırılmış oldu. Biz Erzurum\`un bütün ilçelerinde, bazılarında birden bire çok olmak üzere, imam Hatip Orta Okullarını açtık. Bu yılda gene okulları ve yurtları fiziki anlamda iyileştirme, projelendirme çalışmalarımıza ağırlık vereceğiz. Yavrularımızın içerisinde rahat ve huzurlu olacağı ve her çeşitli teknikle donatılmış modern okullar yapacağız inşallah. tıpkı Liselerde yaptığımız bunun gibi\” dedi.

işte yapılan çalışmalar

Yavilioğlu, \”imam Hatip Okulları platformu, imam Hatip Okulları için çalışan STK\`lar ve ERZiMDER ile 3,5 yıldan bu güne istişareli olarak yapılan çalışmaların istatistiki olarak özetle şöyle açıklanabileceğini\” söyledi;

• imam Hatip Lisesi sayısı altı dan 16 ya çıkarıldı. Bu sene ihalesi tamamlanan 5 okulla beraber sayı 21\`e ulaşacaktır.

• imam Hatip Lisesine giden öğrenci sayısı üç.271\` den 8.541\` e yükseltildi.

• imam Hatip Orta Okulları bütün ilçelerimizde, bazılarında birden fazla olmak üzere, açıldı.

• imam Hatip Orta okul öğrenci sayısı 1.041\` den 3.562\`ye, derslik sayısı 55\`den 97\`ye yükseltildi.

• imam Hatip Liselerinde sınıf sayısı 91\`den 402\`ye ulaşmıştır.

• imam Hatip Okullarının pansiyon kapasitesi 605\`cilt 2.133\`e çıkartılmıştır.

Yukarıda da ifade ettiğim bu gibi tüm bu çalışmalarımız Erzurum\`a elbette yeterli değil. imam Hatip Okulları Platformu ve ERZiMDER eliyle yaptırdığımız bir anket bize şunu söylüyor; Hali hazırda imam Hatip Okullarına giden talebe sayısı alakanın 1/üç ü kadardır. Yani biz hala imam Hatip Okullarını tercih eden üç veliden birinin talebini ancak karşılayabilmişiz. Dolayısıyla daha yapıcak çok aşırı işimiz var. 3,5 yıldan bu yana yaptığımız çalışmaların tamamını değerlendirdiğimizde mühim bir ara kat ettiğimiz ortadadır lakin daha fazla çalışmalıyız. Bundan sonra yapacağımız etkili ve kolektif çalışmalarla bu açığımızı en kısa sürede kapatacağımıza inanıyorum.\”

 

Tercihlerde ideal ve gerçeklik kriterine dikkat

0

Tercih yaparken ideal ile gerçek yaşam koşullarının uyuşması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu süreçte yapılan hataların öğrencilerin hayatına mal olacağını vurguladı. Tercihlerde % başarıyı yakalamanın zor olduğunu, adayların ilgi alanına göre azami istediği bölümlerden başlayarak tercih yapmasının daha sıhhatli olacağını belirten Rektör Tarhan, açıkta kalmamak adına istenilmeyen bölümlere yapılan tercihlerin sonuçları hakkında öğrencileri uyardı.

“insanın hedeflediği mesleği, neden istediğini iyi bilmesi çok aşırı mühim. Her fert kesinlikle kar -ziyan analizi yapabilmeli. ayrıca verilen kararın gerçekçi olup olmadığının da bilincinde olunmalı.”

Tarhan özellikle şu konulara dikkat çekti:
“- çocuk verdiği kararın gerçekçi olup olmadığını bilmeli.
– O kısmı çevremi yoksa kendi mi istiyor?
– Gerçekten sevdiği ve istediği için mi o kısmı tercih ediyor?
eğer bir meslek grubuyla ilgili hissedilen his nefret ise o mesleği adayların tam olarak tercih etmemesi gerekir. Mesleğe karşı nötr yada az sevgi varsa o alan tercih edilebilinir.”

arzular Aklın önüne Geçmemeli
öğrenci ve velilerde şimdi tercih heyecanı yaşanıyor. Verilecek kararın gerçekle bağının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptığı açıklamada sözlerine şunları ekledi: “şahıs güçlü ve zayıf yönlerini bilmeli. Ego ideali mühimdir. EGO idealini bilen insanlarda seçilen meslekler amaç değil araç olur.”

Tercihlerde daha aşırı sıralama hatalarının yapıldığının altını çizen Tarhan, puan sıralaması hakkında kişi önceliklerini iyi belirlemeli diyerek şunları ekledi. “isteklerin aklın önüne geçtiğine tanık oluyoruz çoğu zaman. kişi hırsı yüzünden yetersiz olduğunu göremeyebilir. O nedenle idealle, gerçekler örtüşmeli. Bu iki gerçeklik birbirine ne kadar yakın olursa başarı ve doğru tercih o kadar yakın olur.”

kişilerin Hayatında Hedef Piramitleri Olmalı
Tercih sıralamasını piramite benzeten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sıralamalarla ilgili şu tavsiyelerde bulundu: ”insanların hayatında hedef piramitleri olmalı. mühim konuları en tepeye koymalı. Ve bunları sıralamalı. En yüksekten en alta doğru belirtmeli. Tercih piramidini istek ve bilgi piramidi şekilde ikiye ayıran Nevzat Tarhan; “iki piramit arasındaki denge çok aşırı önemli. kişi bir şeyi istiyordur ancak bilgisi o noktada ne kadar yeterli. Bunun sorgulanması gerekir. istek piramidi ile bilgi piramidi bir araya gelirse uyuşma biçiminde doğru karar alınır. “dedi.

Puan Tutuyor Diye istenmeyen Bölüm Seçilmemeli
Prof. Dr. Nevzat Tarhan tercih süreci tavsiyelerine şöyle devam etti.
“iş seçiminde anahtar soru mevcut. O da hem mesut hem de başarılı olabileceğim piyasa hangisidir. Bunun üzerinde düşünülmelidir. sadece başarı yetmiyor tercihlerde. Sınavın hemen ardından adaylarda kaç net yaptığından ziyade tercihlerde hata yapıp yapmamasıyla ilgili tedirginlik yaşanıyor. Dolayısıyla hata yapma korkusu ortaya çıkıyor. En doğru tercih ve sıralamayı doğru yapma kaygısı var her birinde. Antipati duyduğu sektörü kesinlikle seçmesin öğrenciler. ilgi duyduğu alanları ciddiyet sırasına göre dizmesi gerekir. Sevmediği, istemediği bir kısmı sırf puanı tutuyor diye yazmaması gerekiyor. Tercihlerde yüzde yüzü yakalamak zor. Mükemmeliyeti yakalamak mümkün değil. arzu sırası burada devreye girmeli. istek orantılamasında yüzde 50’nin altındakiler yazılmamalıdır. 51 üzerindekileri yazabilirler. ileride onun için iyi olabilmekte o alan. Bu karar önemli. 51 üzeri her alternatif geçerli. Bazı mükemmeliyetçi öğrenciler mevcut 2-3 tercih yapıp riske etmektedirler. Sonrasında da yerleşemiyorlar.

Akılla Fırsatın Kesiştiği Yerde şans Ortaya çıkar
Yüzde 51’e dikkat eden adaylar bunu yaparsa pişman olma ihtimali az olur ve emeği de boşa gitmemiş olur. şansın akılla fırsatın kesiştiği nokta diye bir tarifi vardır. Her puan bir fırsattır. Fırsatı akıllı kullanıp şansı yaratmak gerekiyor.

 

3 ODTÜ’lüden 1’i daha mezun olmadan iş buluyor

0

ülkemizin ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden biri olan ODTü bünyesindeki “Kariyer Planlama Merkezi” vasıtası ile, geçtiğimiz sene mezun olan öğrenciler arasında yapılan “Mezun Profili Araştırması”na göre, Mühendislik Fakültesi Mezunları 1 ay 15 gün ile 2 ay arasında iş bulurken, eğitim Fakültesi Mezunları yaklaşık 2 ayda işe giriyor. Fen-Edebiyat, iktisadi ve idari Bilimler ile Mimarlık Fakülteleri mezunlarının ortalama işe girme süresi ise üç ila 4 ay arasında. Fen-Edebiyat Fakültesi ve iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi mezunlarının ortalama iş bulma süresinin beklenenden daha uzun olmasının sebebiyse, kamuda işe girme oranlarının yüksekliği ve kamudaki işe alım süreçlerinin uzaması.

Araştırmada “mezun yapılmaksızın meslek bulma” oranlarının yüzde 30 civarında olması dikkat çekerken, ODTü mezunlarının yaklaşık yüzde 80’i eğitim gördükleri alanlarda işe giriyorlar.

Araştırma ile ilgili olarak konuşan ODTü Rektörü Prof. Ahmet Acar, ODTü mezunlarının, mezuniyet sonrasında iş bulma sürelerinin genele oranla çok kısa olduğuna dikkat çekerken, henüz mezun olmaksızın meslek bulma oranının ise çok fazla yüksek olduğunu belirtti. Rektör Acar bununla beraber “öğrencilerin yaklaşık 0’unun henüz mezun olmadan meslek bulması, ODTü’nün eğitim kalitesini kanıtlıyor. Biz öğrencilerimize yalnızca bilgi yüklemiyoruz. O bilgiyi gerçek hayatta nasıl kullanacaklarını ve karşılarına çıkan yeni konuları nasıl hızlı ve basitçe öğrenebileceklerini de öğretiyoruz. Bunun yanı sıra ODTü kültürün de etkisiyle sosyal bir öğrencilik hayatı geçiriyorlar. bütün bunlar birleştiğinde iş dünyasında aranan ve hızlı yükselen çalışanlar oluyor. “ halinde konuştu.
Yapılan müstakil tetkiklerde çıkan sonuçlara göre ODTü’nün Türkiye’nin mühim şirketlerinin üst düzey yönetimlerinde azami mezunu olan 2 üniversiteden biri olduğunu belirten Prof. Acar, “yalnızca hususi sektörde değil, halk kuruluşlarında ve akademik dünyada da pek aşırı ODTü mezunu önemli görevler yapıyor. Hatta, mevcut Bakanlar Kurulu içinde ODTü Mezunu 4 Bakanımız bulunuyor.” dedi.

ODTü kariyer Planlama Merkezi sebebi ile yaklaşık 500 mezundan alınan bilgilerle yapılan araştırmanın özet sonuçları ise şu biçimde:
•iş arayan ODTü mezunlarının ortalama meslek bulma süresi yaklaşık 2 ay 20 gün.
•Bu süreler;
o Mühendislik Fakültesi için 1 ay 15 gün ile 2 ay arası,
o Eğitim Fakültesi için yaklaşık 2 ay,
o Fen-Edebiyat, iktisadi ve idari Bilimler ile Mimarlık Fakülteleri için üç ay ile 4 ay içinde değişti.
•bilhassa Fen-Edebiyat ve iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi mezunlarının ortalama iş bulma süreçlerinin beklenenden daha uzun olmasının, kamuda işe girme oranlarının yüksekliği ve kamudaki işe alım süreçlerinin uzaması ile açıklanabileceği görüldü.
•tüm fakülteler göz önüne alındığında, mezuniyetten önce iş bulma oranının 0’lara yaklaştığı gözlemlenmekte iken, ODTü mezunların yaklaşık �’i iş tanımlarının aldıkları eğitimle örtüştüğünü belirtti.

 

Fashionburner güncel portal sitesi

0

Her gün ve her saniye aradığınız bütün güncel haber burada bulabilirsiniz. Eğitim,spor,dünya,iktisat,magazin vs. Fashionburner aradığınız bütün haberler burada. Fashionburner bilgi alabiliceğiniz tek adres Fashionburner . Eğitim haberlerinde son dakika olup bitenleri buradan ulaşabilirsin. Fashionburner yayınladıgımız tüm haberlerimiz güvence altındadır.Fashionburner güncel portal olup bitenleri güncel spor, güncel siyaset,güncel iktisat,güncel eğitim olup bitenleri ile rakip tanımıyor.Eğitim haberlerimizle tüm öğretim ve tahsil üyelerine tam destek vermektedir. Fashionburner bilgi platformu tüm haberlerin bulustugu tek güncel bilgi platformudur. Bilgi platformu Fashionburner güncel haberlerde daima en fazla haber portalı olmayı başarmıştır ve herzaman güncel bilgiler vererek insanları aydınlatmıştır.
Yağışların etkili bulunduğu bir diğer yurt olan çin’in oldukça çok alanında barajlar yıkıldı. Harekete geçirilen askeri birlikler setleri yıkarak sel sularının kırsal kesime yayılmasını sağlamaya çalıştılar. Sel, eylülün ortasında da Meksika’nın Chiapas eyaletinin Valdivia köyünü yok etti.

Dünyadaki benzer sel baskınlarının verdiği zararlar ürkütücü boyutlara ulaştı. 240 milyon kişiyi etkilediği söylenen bu yazın selleri, resmi açıklamalara göre şimdiye kadar 2 binin üstünde insanın ve sayısı bilinmeyen öteki canlıların yaşamlarına mal oldu. Yaklaşık 14 milyon kişi evini terk etmek zornuda kaldı. Bu durum, kişiye, çinlilerin “Su ile şaka olmaz” özdeyişini hatırlatıyor.

Gün geçmiyor ki çevre felaketi haberlerde yer almasın. Büyük Okyanus’ta 30 metreye kadar yükselen dalgalar sahilleri yerle bir etti. Deniz dibindeki deprem ya da yanardağların patlamasından meydana geldiği söylenen bu dev dalgalara karşı ikaz ağları da para etmiyor. Hatırlanacağı gibu bu dev dalgalar, 1993′te Endonezya’da bir adanın tamamını kapladı ve 2 bin bireyin yaşamını yitirmesine yol açtı. yine Gine’de yaşamını yitirenlerin sayısı ise 3 bini aştı.

Dev dalgalara yol açan depremin merkezi Büyük Okyonus’ta idi. lakin yer kabuğu, dünyanın öteki bölgelerinde harekete geçecek biçimde etki alanını genişletti. mesela haziran başında başlayan depremlerin, dünyanın dört bir yanını salladığı ortaya çıktı. ülkemiz de bundan nasibini aldı. Bu ve buna aynı felaketler bize, geleceğimizi bu günden tahmin etmenin olanaksızlığını gösteriyor. Ozondaki delinme ve hava kirliliğinin hayatta olumsuzluklara neden olabildiği ve nebati hayatımızın temellerini dinamitleyeceğini küresel gözlükle niçin göremiyoruz?

Özel okula gidecek öğrenciye devlet desteği

0

2014-2015 eğitim-öğretim yılında hususi okula devam edecek 250 bin öğrenciye eğitim-öğretim desteği verilmesi kararlaştırıldı.

talebe başına verilecek destekler, 2 bin 500 TL ile 3 bin 500 TL içinde değişecek. mektep öncesi kurumlarına gidecek öğrencilere 2 bin 500, özel ilkokullara gidecek öğrencilere 3 bin TL, hususi rüştiye ve liselere gideceklere de yıllık üç bin 500 TL ödeme yapılacak. Dershanelerden özel okula dönüşecek temel liselere devam edeceklere de verilecek eğitim öğretim desteği 3 bin TL olarak belirlendi.

MEB ile Maliye Bakanlığınca hazırlanan \”2014-2015 eğitim ve öğretim yılında hususi okullarda öğrenim görecek öğrenciler için eğitim ve öğretim desteği verilmesine ilişkin tebliğ\” Resmi gazete\`nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğe göre, 2014-2015 eğitim öğretim yılında özel okul öncesi eğitim, ilkokul, rüştiye ve ortaöğretim okullarına devam eden 250 bin öğrenciye eğitim ve öğretim desteği verilecek. mektep öncesi ve ilkokullara 50\`şer bin, rüştiye ve liselere 75\`er bin olmak üzere yekün 250 bin talebe desteklerden yararlanacak.

illere göre eğitim ve öğretim desteği verilecek mektep kademe ve türleri, talebe sayısı, öğrenci ve okul seçilmesine ilişkin ölçütler ile başka ilgili hususlar ulusal Eğitim Bakanlığı nedeni ile yayımlanacak kılavuzda belirtilecek.

Sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyelerine göre eğitim ve öğretim desteği verilecek öğrencilerin illere dağıtımında ise tabloda yer piyasa katsayılar kullanılacak olan.

mektep öncesi eğitime devam eden öğrencilerden 48-66 ay yaş grubunda olanlar eğitim öğretim desteğinden yararlanabilecek. illere okul türlerine göre ayrılan talebe kontenjanından az ilgi gelmesi zorunda MEB, boş kalan kontenjanları aynı mektep türünden ilginin çok bulunduğu illerde kullanabilecek. Eğitim öğretim desteği, ulusal Eğitim Bakanlığı ekonomik durumuna bu amaçla konulan ödenekten karşılanacak. ödemeye ilişkin usulleri belirlemeye MEB yetkili olacak.

Kanunda ne kanunlar bulunuyordu?
Tebliğde, 8 şubat 2007 tarihli ve 5580 sayılı özel öğretim Kurumları Kanunu\`nun ek 1\`inci maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve sekizinci fıkraları hatırlatılarak, kanun kapsamında örgün eğitim oluşturan özel ilkokul, özel rüştiye ve hususi liselerde tahsil gören ülkemiz Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler için, resmi okullarda öğrenim gören bir öğrencinin okul türüne göre her kademede okulun tahsil süresini aşmamak üzere, eğitim ve öğretim desteği verilebileceği hükmüne yer verildi. Tebliğde bununla beraber kanunda yer saha eğitim ve öğretim desteğinden özel okul öncesi eğitim kurumlarından eğitim alanlar da, 48-66 ay arasında olmak şartıyla en fazla bir eğitim-öğretim yılı süresince yararlandırılabileceği hükmünün bulunduğu da anımsatıldı.

Kanunun eğitim öğretim desteği verilmesine ilişkin başka hükümleri şöyle: \”Eğitim ve öğretim desteği, Bakanlıkça eğitim kademelerine göre her bir sınıf için belirlenen asgari talebe sayısının üzerinde ve her halükarda derslik başına belirlenen en çok talebe sayısını geçmemek üzere verilebilir. Eğitim ve öğretim desteği verilecek yekün öğrenci sayısı her yıl Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken belirlenir.

Eğitim ve öğretim desteği; yörenin kalkınmada öncelik derecesi ve gelişmişlik durumu, öğrencinin ailesinin gelir düzeyi, eğitim bölgesinin talebe sayısı, desteklenen öğrenci ve öğrencinin gideceği okulun başarı seviyeleri ile öncelikli öğrenciler bu gibi ölçütler ayrı ayrı ya da beraber dikkate alınarak verilebilir.

Söz konusu eğitim öğretim hizmetini sunan yahut yararlananların, gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleri durumunda bu tutarların, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı yasa\`un 51\`inci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile beraber bir ay arasında ödenmesi, yapılacak tebligatla sebebiyet verenlerden istenir. Bu süre içinde ödenmemesi hâlinde bu tutarlar, anılan kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığına bağlı vergi daireleri yönünden takip ve öğrenim edilir. Bu fiillerin tekrarı hâlinde, bununla birlikte kuruluş açma izinleri iptal edilir.

Bu madde kapsamında Bakanlıkta istihdam edileceklerde aranacak şartlar, eğitim ve öğretim desteğinin verilmesine ilişkin ölçütler, desteğin verileceği eğitim kurumu türleri, eğitim kademeleri ve kurumlar itibarıyla verilecek destek tutarları, eğitim ve öğretim desteğinin kontrol ve denetimi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Bakanlıkça müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir.\”

öteki taraftan 5580 sayılı yasa hükümleri doğrultusunda; 23 Ekim 2012 tarihli ve 28450 sayılı Resmi Gazete\`de yayımlanan milli Eğitim Bakanlığı özel öğretim Kurumları Yönetmeliği\`nin ilave 2\`nci maddesinin birinci fıkrasında \”yasa\`un ek-1\`inci maddesine göre her sene Temmuz ayında Maliye Bakanlığı ile müştereken hazırlanacak olan tebliğde illere göre belirlenen sayıdaki öğrenciler için ek-10\`da yer sektör mektep türleri ve gruplarına göre eğitim ve öğretim desteği verilebilir. Tebliğde; her bir öğrenci için verilebilecek eğitim öğretim desteği tutarı resmi okullarda öğrenim gören bir öğrencinin okul öncesi, ilkokul, rüştiye ve liselerde Devlete maliyetinin bir buçuk katını geçmemek üzere, bir önceki yılın verileri temel alınarak belirlenir\” hükmü bulunuyor.

 

Öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte yapılan değişiklik

0

CHP umumi Sekreteri Gürsel Tekin, öğrencilerin kılık kıyafetine ilişkin yönetmelikte yapılan değişikliğe ilişkin, \”milli eğitimde bilhassa orta öğretimde yerleştirme aşamasından başlayarak yaşanan çeşitli sorunlar ortada iken, kılık kıyafetle ilgili böyle bir karar almak, hükumetin eğitimden ne kadar bihaber ve irak olduğunu gösteriyor\” değerlendirmesinde bulundu.

Tekin, yazılı açıklamasında, yapılan değişiklikle orta öğretimde başörtüsünün serbest bırakıldığını hatırlattı.

Eskiden sırf imam hatip ortaokullarında kullanılan bu yönetmeliğin şimdi tüm ortaöğretim için yaygınlaştırıldığını belirten Tekin, \”oysa imam hatip liseleri artık iş lisesi olmaktan çıkarıldı, yaygınlaştı. Yani arzulayan veli ve öğrencinin bu okulları tercih hakkı mevcut\” ifadesini kullandı.

Açıklamasında, \”CHP olarak herkesin güzel dinimizin gereğini yaşamasının güvencesiyiz\” açıklamasını oluşturan Tekin, şunları kaydetti: \”lakin dinimiz de yapılan ibadetin, uyulan sünnetin, yaşam tarzının bilincinde olunmasını farz kılar. Beşinci sınıf öğrencisi, 10-11 yaşındaki bir kız çocuğu kendi isteğiyle mi örtünecek, olmadan aile ve mahalle baskısıyla mı başörtüsü takmak zorunda bırakılacak? CHP\`nin peşinde olduğu, çocuğun üstün yararıdır. Herkes kendi iradesine göre yaşasın istiyoruz. Başkasının yaşamını yaşamasını değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan\`ın eşi Emine Erdoğan, ağabeyi Hüseyin\`in başını örtmesi için yaptığı baskılar üzerine günlerce ağladığını belirtmişti. Bu acı gerçeği maksimum bilen annelerin, kız kardeşlerin de 11-12 yaşındaki kızlarımızın başlarını örtme ile ilgili bu karara karşı çıkmasını bekliyorum. milli eğitimde bilhassa orta öğretimde yerleştirme aşamasından başlayarak yaşanan türlü sorunlar ortada iken, kılık kıyafetle ilgili böyle bir karar almak, hükumetin eğitimden ne kadar bihaber ve uzak olduğunu gösteriyor.\”

 

“Boğaziçi Chronicles”ın 2015’teki İlk Konuğu Alberto Manguel Oldu

0

Manguel, ‘’Borges, Kütüphaneler ve Okumanın Keyfi’’ başlıklı söyleşide moderatör Meltem Gürle ve katılımcıların sorularını içtenlikle yanıtlarken, meşhur yazar Jorge Luis Borges’le geçirdiği yıllar, Kitap dünyası, okuyucu olmanın gücü ve sansür üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Tarih Boyunca Güce Sahip Olanlar daima Sansür Uygulamıştır

‘Alis Harikalar Diyarı’ndan yaptığı bir alıntı ile dünyayı deli yetişkinlerin sahnesi olarak tanımlayan Alberto Manguel tarih boyunca gücü ele geçiren herkezin sansüre yeltendiğini lakin hiçbirinin başarılı olamadığını söyledi. güçlü şahısların aşırı çok sorgulanmaktan hoşlanmadıklarını ve bu sebeple yakarak, yok ederek, korkutarak ve ya susturarak sansür uygulamaya çalıştıklarını ifade eden Manguel, “lakin bu çaba eninde sonunda yazarların ellerinde bulundurdukları gücü hissetmelerini sağlar. Tarih boyunca sözcükler ve metinler sansüre karşın yaşamayı daima başarmıştır” diye konuştu.

Kütüphaneler de bir çeşit sansür mekanizmasıdır

Her kütüphanenin kendi içerisinde bir düzene sahip olduğunu belirten Alberto Manguel, yapılan sistematik kataloglamanın bir çeşit sansür olduğunu belirtti. Kütüphanelerin kütüphanecilerin tercihleri doğrultusunda oluştuğunu anlatım eden Manguel “Her kütüphane kendisini düzenleyenin tercihlerinin gölgesini üzerine taşır. sebebi ise kataloglama işi yorumla yapılır. Bu bir gerekliliktir lakin bir biçimde sizi yönlendirir ve tüm bilgilere aynı seviyede ulaşmanızı engeller. Bu da bir nevi sansürdür” dedi.

yaşamda Herkes için Yazılmış bir Paragraf vardır

Dünya üzerinde herkes için yazılmış bir paragraf olduğuna inandığını belirten Alberto Manguel şunları söyledi; “Sizi hiç tanımayan herhangi bir yazarın bir kitabının bir sayfasında, bir paragraf her zaman sizi anlatıyordur. O birkaç satırla karşılaşınca “işte benim hikâyem” dersiniz. Bazı şanslı insanlar bu paragrafı bulur, okur ve hafızalarına kazırlar. Benim kütüphanem kitaplarla dolu ve her yerde, her koşulda okumaya devam etmeme rağmen pek çok fazla kitabı okumaya ömrümün yetmeyeceğini biliyorum. fakat şunu da belirtmeliyim ki ben bana yazılan ansızın çok paragrafa ulaşıp, okumayı başaran şanslı insanlardan biriyim”

ilkönce Tek Gayem Görme Engelli Birine Yardım Etmekti

Hayatına cihet veren Jorge Luis Borges ile genç yaşlarında bir kitapçıda çalışırken tanıştığını belirten Alberto Manguel, Arjantinli meşhur Yazar ile olan hikâyesini şöyle sürdürdü; “hemen hemen hiç görmeyen Borges hikâyelerini o kitapçıda yazıyordu. Yazdıklarını, geri dönüp kontrol edebilmek için benden yardım isterdi. 1964-68 yılları içinde Borges’e kitap okumaları yaptım. ilk olarak tek gayem görmeyen bir adama yardım etmekti. fakat onun bir zanaatkâr bunun gibi ürününü işleyişi ve okumaları yaparken bana devamlı sorduğu sorular, bana hayatın formülünü öğretti. ilk başta ben de yazmaya çalıştım. ancak yazdıklarımın, okuyup beğendiğim yazarların yazdıkları kadar iyi olmadığını görünce yazmayı bıraktım. Hangi kitabın iyi olduğuna okurların karar verdiğini gördüm ve kitabın üstünde yazardan çok aşırı okuyucunun etkisi olduğunu farketmem okuma tarihi üzerine yaptığım çalışmaların başlangıcı oldu. yalnızca yazabildiğimi yazmak yerine, her okumak istediğimi okuyor ve yorumluyorum”

ünlü yazar ve düşünürler 2015’te de istanbul’un kaydını tutmaya devam edecek

20 Ocak’a kadar Boğaziçi üniversitesi’nde konaklayarak talebe ve akademisyenlerle buluşacak olan Manguel, okur-yazar ilişkisi, edebiyat tarihi, Türkiye’deki dil devrimi ve kültürel antropoloji üzerine atölye çalışmaları yapacak.

öte yandan, istanbul’un kültürel hayatının gelişimine katkı sağlamak amacıyla tasarlanan “Boğaziçi Chronicles” programı, 2015 yılında da ciddi sanatçı, yazar ve düşünürleri istanbul’da ağırlamaya devam edecek. Boğaziçi Chronicles’in konukları öğrenciler, akademisyenler ve istanbullularla buluşacak, üniversite yaşantısının bir parçası durumuna ati, yaratıcılıklarını ve düşünsel birikimlerini istanbul’un dinamik kültürel ortamında yeni üretimlere dönüştürerek, deneyimlerinin günlüğünü tutacaklar.